Dijital dönüşüm, bir organizasyonun sunduğu manuel hizmetlerin ya da organizasyon içerisindeki süreçlerin dijitalleştirilmesi anlamına gelmektedir. Dijital dönüşümün ne olduğunu anlayabilmek için öncelikle dijital dönüşümü tetikleyen etmenlerin iyi anlaşılması gerekmektedir. Geride bıraktığımız 20 sene içerisinde insanlık tarihinde gerçekleşen en büyük teknolojik gelişmelere şahitlik ettiğimizi iddia etsek yanılmış olmayız. Gelin bu sürece hızlıca bir göz gezdirelim. 1991’de ODTÜ ve TÜBİTAK öncülüğü ile internet hayatımıza girdi. Başlangıçta sadece üniversitelerin kullandığı bu servis 1996 yılında TURNET ile ISS’lerin (İnternet Servis Sağlayıcılarının) hizmetine sunuldu. Bir yıl içinde ISS sayısı 80’lere ulaştı. 2000’lerin başı daha henüz internetin potansiyelinin yeni yeni keşfedildiği zamanlardı. İnsanlar bu ortamda ürünlerini ve hizmetlerini pazarlıyor, bilgi alışverişinde bulunuyor ve çoğunlukla da bu ortamı eğlence için kullanıyordu. E-ticaret firmaları yavaştan kurulmaya başlasa da bunun olgunlaşması 2005’li yılları buldu. Bu dönemi hatırlayanlar mantar gibi türeyen e-ticaret firmalarını anımsarlar. O zamanlarda bir e-ticaret firması açıp internet üzerinden ürün satışı yapmak birçok girişimcinin idealiydi. Benim de üniversite dönemime denk geldiği için iyi hatırlıyorum, arkadaşlarımdan bu sektöre girmeye çalışanlar olmuştu. Tahminim hepimizin çevresinde bu türden girişim bolca olmuştur. Akabindeki süreçte, kabaca 2005-2015 yıllarını alabiliriz, dijital pazarlama kendini göstermeye başladı. Hayatımıza SEO, SEM, PPC, AdWords, Facebook Ads vs birçok dijital pazarlama kavramı girmeye başladı. 2015’lerden sonra ise data-science ve IOT kendini daha fazla göstermeye başladı. Artık elimizde devasa veri tabanları, aralıksız veri üreten sensörler ve bunları yorumlamaya çalışan algoritmalar ve araçlar var. 2020’li yıllarda ise beklediğimiz gelişme bu veri yığınını daha iyi analiz ederek otonom iş süreçleri üretebilmek. Bunu yapabilmemizi sağlayacak araçlar ise makine öğrenmesi(machine learning) ve yapay zekanın başını çektiği bir dizi yeni araç ve konsept. Ama bu noktada duralım. Henüz daha dijital iş (digital business) olarak nitelendirdiğimiz çevremizdeki hemen her türlü hizmetin dijitalleştirildiği sürecin içerisindeyiz. Bu dönem binlerce web ve mobile uygulamanın piyasaya sürüldüğü, birçok geleneksel hizmetin dijitalleştirildiği dönem. Sağlık hizmetlerinden, ulaşım hizmetlerine, eğitimden eğlence piyasasına her sektörde inanılmaz kullanıcı deneyimleri sunan firmalar türemeye başladı.
Evet, şuan dijital dönüşümün içindeyiz. Peki dijital dönüşüm nasıl bir süreç biraz da ona değinelim. Dijital dönüşümün amacı nedir ve nasıl gerçekleştirilir? Şu bir gerçek ki dönüşümler her zaman sancılı olur. İnsanın doğasında maddenin doğasında olduğu gibi eylemsizlik vardır. Peki bu eylemsizlik nasıl kırılır. Bu da tabiki kendi içinde çok söz isteyen bir konu ama ihtisaren şunları söyleyebiliriz. Değişime direnci kırmanın en önemli yolu üst yönetimin kararlı davranmasıdır. CEO’nun, holding yönetiminin, her kademedeki yöneticilerin bu dönüşümü desteklemesi ve ilk etapta kendisinin dönüşmesi gerekmektedir. Üst yönetim eğer inisiyatif alıp bu dönüşümün arkasında durmuyorsa pek de hayalperest olmaya gerek yok aslında. Bir diğer nokta ise değişimi firmaların kendilerinin başlatması gerektiğidir. Dışarıdan bir güç size bu dönüşümü hiç bir zaman yaptırmayacak. Bu genel anlamda rekabetin doğasına aykırı bir durum. Bu yüzden değişim, içeriden bu değişime ehil kişiler vasıtası ile başlamalıdır. Ama tam bu noktada altın bir kuraldan bahsetmekte fayda var. Dijital dönüşüm bir amaç değil araç olmalıdır. Eğer dijital dönüşüm amaç haline gelmişse çok büyük problemler kapıda demektir. Buna sonraki yazılarımızda inşallah değineceğiz.
Şimdi dijitalleşmenin bir araç olduğu durumda neden dijitalleşmeliyiz ona bakalım. Bunlardan ilkini ve en önemlisini müşterilerin beklentilerini daha iyi karşılayabilmek olarak sunabiliriz. Yani daha iyi bir müşteri deneyimi sunabilmek dijitalleşmenin bir nedeni olabilir. Diğer bir önemli gerekçe operasyonel mükemmeliyeti sağlamak olabilir. Operasyonel mükemmeliyet ile süreçler daha kusursuz hale getirilir. Operasyondaki hatalar azaltılır. Ürünün kalitesi yükseltilir ya da üretimin süresi azaltılır. Belki en önemlisi üretimin maliyeti düşürülür. Dijitalleşmenin başka bir gerekçesi ise artan rekabettir. Dünya genelinde muazzam bir rekabetin içerisindeyiz. Almanya’daki lokal bir şirket şu an sizin pazarınızı tehdid edebilecek kapasitede. Bunun nedeni web üzerinden ürün ve hizmet satışının oldukça yaygınlaşmış olması ve iletişim olanaklarının inanılmaz düzeyde artmış olmasıdır. Bir diğer gerekçe ise şirketlerin daha şeffaflaşmak istemeleridir. Daha şeffaf şirketler müşterilerine daha fazla güven vermektedir. Bu yüzden firmalar ürünlerinde kullandıkları malzemeleri, üretim ve çalışma süreçlerini daha şeffaf bir şekilde sunmaya başladılar. Bu şeffaflığı sağlamak için dijital olanaklardan yararlanmak gerekmekte. Bu da firmalar için dijital dönüşümü bir zorunluluk kılabilmektedir. Yine şeffaflığa benzer bir şekilde sürdürülebilirlik konusu da oldukça önemli konulardan biri. Burada sürdürülebilirlikten kastımız ekolojik sürdürülebilirlik. Son dönemde tüketicilerde bu konuda ortaya çıkan bilinç artışı firmaları da bu konuda adım atmaya itmiştir. Bu anlamda dijital dönüşüm gerekli hale gelebilmektedir. Bunlar genelde bizlerin de etrafında şahit olduğu konular. Bir de pek şahit olmadığımız, konunun uzmanlarının gözlemlediği bir sebepten bahsedelim. Operasyonel ve çevresel belirsizliklerin oluşturduğu firmaların akıllı karar alma gereksinimi. Birçok firmanın son dönemde dünyada meydana gelen olaylardan ötürü başı dönmüş vaziyette. Çok hızlı bir şekilde büyük değişikliklere şahit oluyoruz. Dağ gibi firmaların bu değişikliklere ayak uyduramadığı için battığını ya da satıldığını görüyoruz. 1900’lü yıllarda ve daha öncesinde firmalar ortalama 60 sene ayakta kalabiliyordu. Şuan bu süre 15 seneye kadar düştü. Bu denli belirsizliğin olduğu bir ortamda firmalar da ister istemez gardlarını almak istiyorlar. Bu bağlamda akıllı makinalara, karar destek sistemlerine ihtiyaç duyuluyor. Bu da dijitalleşme ihtiyaçlarından biri olarak karşımıza çıkabiliyor. Bu noktada duralım. Bir sonraki yazımızda dijitalleşmenin derinliklerine inmeye devam edeceğiz inşallah.
Bir sonraki fikre kadar.
